Kısırlıkta Ozonterapi

Yardımlı üreme teknikleri pek çok yöntemi içerir. İnseminasyon, gamet intrafallopian transfer, zigot intrafallopian transfer, invitro fertilizasyon, embriyo transfer, intrasitoplazmik sperm enjeksiyonu.. gibi yöntemlerin tümüne birden tüp bebek tedavisi denilebilmektedir. Doğrusu, tüp bebek tabiri sadece in-vitro fertilizasyonu (IVF) tarif etmek için üretilmiştir.

Başlangıçta IVF tıkalı, hasarlı tüpleri olanlar veya hiç tüpleri olmayan kadınları tedavi etmek için kullanılıyordu. Bugün IVF, birçok kısırlık nedeninin tedavisi için kullanılmaktadır (endometriozis, erkek faktör veya sebebi bilinemeyen kısırlıklar).

Kısırlık Tedavilerinde Ozonterapinin yeri

Bağışıklığı güçlendirici, Anti-enflamatuar (iltihap giderici), Antioksidan, Anti-viral, Anti-bakteriyel, Anti-fungal etkileriyle, ozon tedavisinin tüp-bebek (IVF) yönteminde olduğu kadar diğer yardımlı üreme teknikleri sırasında da faydaları bulunmaktadır. Mattassi 2019

Ozon mikroplar üzerinde antibiyotiklere benzer etkilere sahiptir ancak fazlası da vardır:

  • Mikroplar hiçbir zaman ozona direnç geliştiremezler
  • Ozonun hiçbir yan etkisi yoktur
  • Ozon bağışıklığı güçlendirir

IVF – Tüp bebek tedavisinde ozonterapi

Doğal yoldan gebe kalmak, yumurtanın yumurtalıktan rahime doğru giderken sperm tarafından tüp içerisinde döllenmesi ve sonra döllenmiş yumurtanın yoluna devam ederek rahime ulaşıp yerleşmesiyle olur. Ancak tüplerin geçirilmiş enfeksiyonlar nedeniyle hasarlanması veya tıkanması nedeniyle, bazen de endometriosis veya burada salgılanan sıvıların spermin yumurtaya ulaşmasına yardımcı olamaması nedeniyle döllenme gerçekleşemeyebilir. Tüplerle ilişkili faktörler tüm kısırlıkların yüzde 25-30’unu oluşturur. Bu vakaların da büyük çoğunluğu aktif veya geçirilmiş enfeksiyonlardır.

Ozon enfeksiyondan kaynaklanan kısırlıkların tedavisinde tek başına veya yardımcı yöntem olarak başarılı olabilmektedir.

Ozon tedavisinin bakteri, klamidya, mikoplazma, üreaplazma, toksoplazma, herpes simpleks ve sitomegalovirüsün neden olduğu enfeksiyonlar üzerinde iyileştirici etkisi vardır ve iltihabı ortadan kaldırır, böylece fallop tüplerinin açılmasını kolaylaştırır. Bu nedenle ozon kadın kısırlığı üzerinde olumlu bir etkiye sahiptir. Chandra-D’mello 2000

Endometriosis ve Ozon Tedavisi

Kronik bir kadın hastalığı olan endometriozis şiddetli karın ağrılarına sebep olur ve kısırlığa yol açabilir. Ozonterapi endometriozis tedavisinde de uygulanmaktadır ancak henüz insanlarda bilimsel araştırma yapılmamıştır. Deney hayvanlarında ozonun endometrial implantların gelişimini baskıladığı gösterilmiştir. Aktun 2016

Üreme hastalıkları ve virüsler

Ozonun güçlü antiviral etkileri birçok hastalıktaki tedavi edici etki mekanizmasını açıklayabilir. Zira virüsler gitgide daha çok hastalığın sebebi olarak karşımıza çıkmaktadır. Örneğin Herpesvirüs ailesinden HHV-6 virüsleri (Epstein-Barr virüsü) son zamanlarda giderek daha çok hastalıkla ilişkili olduğu keşfedilen bir virüstür.

Harvard Tıp ve İtalya Ferrara Üniversitesi Tıp fakültelerinin Kadın-Doğum/Jinekoloji bölümlerinde yapılan bir  ortak inceleme, HHV-6 virüslerini birkaç önemli üreme hastalığına bağlayan kanıtları özetlemektedir:

  • Sebebi bulunamayan infertilite (Primer açıklanamayan infertilite)
  • Preeklampsi
  • Konjenital enfeksiyon
  • Spontan düşükler (muhtemelen )
  • İntrauterin büyüme kısıtlanması (muhtemelen)

Nedeni açıklanamayan kısırlık ve Epstein-Barr virüsü (HHV-6)

Çalışmada, sebebi bulunamayan kısırlığı olan kadınların yüzde 43’ünün rahim endometrium hücrelerinde HHV-6 DNA’sı bulunurken, kısırlığı olmayan kontrol grubundaki kadınlardan hiçbirinde bulunmadı (Marci 2016).

HHV-6A enfeksiyonunun sebebi bulunamayan infertilite vakalarına neden olabileceği mekanizmaların, gebelik başlangıcında plasentanın uterus duvarına implantasyonunun (tutunmasının) bozulması üzerinden olabileceği düşünülmektedir.

HHV-6A endometrial NK hücrelerini (Rizzo 2017) enfekte eder ve aktive eder (Pegoraro 2020). Virüs ayrıca endometriyuma tutunan plasental hücreler olan trofoblast hücrelerini (Bortolotti 2020) ve endometriyal epitel hücrelerini de enfekte eder. Son olarak, virüs ayrıca damar endotel hücrelerini enfekte edebilir, böylece potansiyel olarak tutunma için gerekli olan damar gelişimini ve plasenta tutunmasını etkiler.

Preeklampsi (PE) ve Epstein-Barr virüsü (HHV-6)

99 pozitif PE vakasından alınan plasenta numunelerinde viral RNA/DNA içeriği arayan bir çalışma, yalnızca iki virüsün kanıtını buldu: HHV-6 (Gacciolio 2020). Pozitif vakaların %70’inde virüs kendini hücre DNA’sına kopyalamıştı (insan genomuna dahil olmuş HHV virüslerine iciHHV-6 deniyor) ve bu vakaların %70’inde iciHHV-6’nın kaynağı anne değil, baba olarak bulundu.

Araştırmacılar daha sonra PE ile komplike olan 368 gebeliğin ve PE’siz 3.674 gebeliğin kordon kanı DNA’sındaki iciHHV-6 içeriğini karşılaştırdı. iciHHV-6, PE vakalarının yüzde 2,1’inde ve kontrollerin binde 8’inde bulundu. Bu  anlamlı bir fark olarak kabul ediliyor. (Gacciolio 2020).

743 yeni PE vakası ile 61,549 kadın üzerinde yapılan benzer bir karşılaştırma da iciHHV-6 görülme sıklığının PE vakalarında ve kontrollerde sırasıyla %1.6 ve %0.7 olduğunu ortaya koymaktadır (Gacciolio 2020). Bu çalışma, gebelikte (enfeksiyon daha aktif olduğunda) değil, gebelik normal zamanında sona erdiğinde (term) elde edilen dokuyu değerlendirdi. Bu nedenle, çalışmada, iciHHV-6 ile ilişkili PE vakalarının oranı olduğundan daha az hesaplanmış olabilir.

Konjenital (doğumsal) Enfeksiyon ve Epstein-Barr virüsü (HHV-6)

Doğuştan HHV-6 enfeksiyonu 3 şekilde ortaya çıkabilir:

  • Kalıtım nedeniyle bebek genomuna iciHHV-6 entegrasyonu (vakaların yaklaşık %86’sı)
  • iciHHV-6, plasentadan geçen viryonlar üretir (vakaların yaklaşık %10’u)
  • Edinilmiş HHV-6 (kalıtsal değil) plasentadan geçer (vakaların yaklaşık %4’ü) (Hall 2010, Hall 2008)

Yenidoğanların yüzde 1-2’sinde doğuştan HHV-6 bulunduğu tespit edilmiştir. Bir çalışma, plasentadan geçen enfeksiyonu olan bebeklerin Bayley Bebek Gelişimi Ölçeğinde düşük puanlara sahip olduğunu buldu (Caserta 2014).

Spontan Düşükler ve Epstein-Barr virüsü (HHV-6)

Bir meta-analiz, ici-HHV-6’lı kadınların spontan düşük yapma olasılığının normal nüfusa göre yaklaşık 6,5 kat daha fazla olduğu sonucuna varmıştır (Miura 2021). Spontan düşüklerin büyük oranda rahim içindeki ceninin gelişme geriliğinden kaynaklandığı düşünülecek olursa iciHHV-6’nın büyüme geriliği olasılığını artırabileceği sonucuna varmak mantıklıdır.

Spontan düşük mekanizmalarının intrauterin büyüme kısıtlanması mekanizmalarına benzer, ama sadece daha şiddetli olduğu düşünüldüğünden, HHV-6’nın bu üreme hastalıklarının bazı vakalarıyla bağlantılı olması da mümkün görünmektedir Komaroff 2021.