Ozonterapi ve Hiperbarik Oksijen

Ozon Terapi ile Yüksek Basınçlı (hiperbarik) Oksijen Terapi arasında benzerlik var mıdır?

Ozon-oksijen tedavisi henüz ülkemizde yaygınlık kazanmadığından çoğu kişi tarafından bilinmemekte ve bu tedavinin Hiperbarik Oksijen Terapisi (veya Yüksek Basınçlı Oksijen Terapisi - YBOT) ile aynı şey olup olmadığı sıkça sorulmaktadır.
Yüksek basınçlı oksijen terapisi; solunan havaya %100 oksijen verilen bir medikal uygulamadır. Bu oksijenin basıncı deniz seviyesindeki normal atmosferik basıncın 2-3 katıdır. Uygulamanın adı da buradan gelir.

Yüksek Basınçlı Oksijen Terapisinin En Sık Uygulandığı Durumlar

1. Denizaltından su yüzeyine hızlı çıkış dekompresyon hastalığına neden olur. Zira derindeyken kan plazmasında eriyik halinde bulunan nitrojen, ani basınç azalması sırasında gaz haline dönüşerek yaygın gaz embolisine neden olmaktadır. Su yüzüne hızlı çıkışlarda dalgıç eğer yeterince hızlı bir şekilde hiperbarik tanka yerleştirilebilirse yavaş dekompresyon sayesinde nitrojen oksijenle yer değiştirir ve yavaşça vücuttan atılır.
2. Karbonmonoksit (CO) zehirlenmesi, zehirlenme sebepli ölümler arasında en başta gelmektedir. Bunun nedeni karbonmonoksitin hemoglobine oksijene göre 240 kat daha sıkı bağlanması ve bu nedenle kanın oksijen taşıyamaz hale gelmesidir. Sonuçta dokulara oksijen salınımında bozukluk olur. Hiperbarik oksijen tankına alınan kişinin plazmasında çoğalan oksijen ile dokulara oksijen sağlanarak hayatı kurtarılabilir.
3. Ani kan kayıplarından kaynaklanan şoklarda hastaya hemen kan verilemeyecekse yüksek basınçlı oksijen ile acil müdahele hayat kurtarıcı olabilir.

Yüksek basınçlı oksijen tedavisinin yan etkileri şunlardır:

1. Oksijen toksisitesi (%20 hastada körlüğe varabilen göz belirtileri görülür)
2. Baro-travma riski (Baro Travma: Yüksek basınca maruz kalmak sonucu gelişen; kulak zarının iki yanındaki basıncın eşit olmaması yüzünden kulakta dolgunluk hissi, orta derecede veya şiddetli kulak ağrısı, hafif işitme kaybı, baş dönmesi, kulak çınlaması gibi belirtilerle seyreden sendrom)
3. Ayrıca oksijenin çok kolay yanıcı bir gaz olması nedeniyle oluşabilen patlamalar dikkate alınmalıdır. Karşılaştırmak gerekirse ozon tedavi bu tip riskler taşımamaktadır ve ozon tedavi maliyetleri de çok çok düşüktür.

Ozon terapisi ile yüksek basınçlı oksijen terapisi arasında köklü farklar vardır. Ozon terapide kullandığımız gaz karışımının %95-99’u oksijen ise de, ozon tedavinin hedefi kanı oksijenlendirmek değildir.
Elbette, tüm uygulama şekillerinde atardamar kanında (temiz kanda) oksijen basıncında az da olsa bir artış olur. Ancak biz ozonu bunun için uygulamayız. Ozon doğru kullanıldığı takdirde pek çok özelliğe sahiptir:
Ozon insan vücuduna zarar vermeyen bir dezenfektan ve vücut savunma sistemi düzenleyicisi olduğu gibi, damar genişletici etki ile oksijensiz dokulara oksijen sağlanması ve alyuvarların dokulara oksijen bırakma eğiliminde artış da sağlar. Ayrıca büyüme faktörlerinin salınımını uyararak doku iyileşmesini hızlandırır ve en önemlisi anti-oksidan savunma kapasitesini artırarak hem yaraların hızla kapanmasını, hem genel bir metabolik iyileşmeyi birlikte sağlar.
Başka bir önemli fark; ozon terapi uzun süren ve birbiriyle bağlantılı zincir reaksiyonlar şeklinde seyreden çeşitli metabolik değişikliklere neden olurken YBOT sırasında meydana gelen değişiklikler sadece yüksek yoğunluktaki oksijene bağlıdır ve etkileri kısa sürelidir.
Kliniğimizde ozon tedavisi uygulanmaktadır çünkü bu bilgiler ışığında ozon tedavi daha etkili görünmektedir. Örneğin radyasyona bağlı hematürilerde (idrarda kan görülmesi) iyileşme sağlamak için YBOT toplam 20 seans (3 bar basınçlı %100 oksijen verilerek 90 dakikalık sürelerle) kullanılırken bu problem haftada 1 kez uygulanan sadece 3 seans ozon terapi ile çözülebilir.

Yukarıda sayılan vakalarda çeşitli ozon terapi yöntemlerini birbiriyle kombine ederek uygulamalar yapmaktayız. Tedavilerde, kan ozonlaması ve bacakları torba içine alarak harici ozonlama, veya rektal insüflasyon ve ozonlu su ve ozonlanmış yağın birbirini tamamlayıcı etkilerinden yararlanarak hedefe ulaşırız. Böylelikle ozon tedavinin çeşitli durumlarda etki göstermesini sağlarız: Enfeksiyon, enflamasyon, hücre nekrozu, iskemi, metabolizma bozukluğu ve bozulmuş iyileşme süreci vb.

Yüksek Basınçlı Oksijen Terapisi

Normalde, deniz seviyesinde akciğerimizdeki oksijen basıncı 100 mmHg değerindedir. Böylece arter kanında (temiz kanda) oksijen basıncı 98 mmHg civarında olur. Bu durumda kandaki hemoglobin oksijene tamamen doyduğu gibi, kan plazmasında da 0,3 ml/dL oranında eriyik halde oksijen bulunur. İstirahat halindeki dokular kandaki oksijenin yaklaşık ¼’ünü alır. Böylece akciğerlere dönen kanda hala %40 oranında oksijen kalmış olur. Kan plazmasında erimiş halde bulunan oksijen aslında dokuların ihtiyacını karşılamak üzere aktif değildir ve bundan dolayı ihtiyaç duyulan 5,5 ml oksijen, hemoglobinden oksijen çözünmesi ile elde edilir.

Yüksek basınçlı oksijen tankında ise 2-3 atmosfer basınçta %100 oksijen verilir, böylece plazmada eriyik olarak bulunan oksijen 6 ml/dL’ye ulaşır. Bu durumda, plazmada eriyik haldeki oksijen hücresel düzeydeki ihtiyacı karşıladığından, oksijenle yüklü hemoglobinden neredeyse hiç oksijen çözünmez.


YBOT VE OZON TEDAVİSİNİN ÇEŞİTLİ HASTALIKLARDAKİ ETKİNLİK KARŞILAŞTIRMASI